Temmuz 2015, Cilt 5 Sayı 1
İçindekiler

Derginin Tam Metni

Makaleler

Etik Kodlar, Ahlak ve Hukuk
Mehmet YÜKSEL

ÖZET

Bu çalışmanın temel inceleme konusunu etik kodlar ile ahlak ilişkisi oluşturacaktır. Çalışma kapsamında yeri geldikçe ahlak-hukuk ilişkisine de değinilecektir. Günümüzün giderek karmaşık, dinamik ve çoğulcu bir niteliğe kavuşan yaşam dünyasında etik, ahlak ve hukuk bağlamındaki tartışmalar yoğunlaşmaktadır. Böyle bir ortamda insan ilişkilerine ve davranışlarına yön verecek veya rehberlik edecek birtakım standartlara, normlara ve düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır. Böylesi bir ihtiyaç karşısında akla gelen ilk çare, etik kodlara ve hukuki düzenlemelere başvurmak olmaktadır. Ancak bu başvurulardan arzu edilen sonuçların alınamadığı da anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında şu soruları cevap aramak üzere bu çalışma tasarlanmıştır: İnsan ilişkilerini ve sosyal yaşamı sadece etik ve hukuki kodlar ile düzenlemek mümkün müdür? Toplum hayatından soyutlanmış kodlar yoluyla insan ilişkilerine ve davranışlarına ne kadar yön verilebilir? Hayatın belli alanlarını kodlaştırmaya çalışmak, ötekine karşı ahlaki duyarlılıkları zayıflatmayacak mıdır? Birtakım soyut ve sistematik nitelikteki ilkeler veya düzenlemeler bütünü niteliğindeki etik ve hukuki kodlar, dinamik ve değişken karakterdeki toplumsal

[TAM METİN]

Uluslararası Hukuk ve Vicdani Ret I: Ruhani İnanç-Kamusal Yükümlülük Dengesinde Vicdani Ret Ulusal Sorunsalının Uluslararasılaşması
Erdem İlker MUTLU

ÖZET

Bu çalışmada kamusal yükümlülük–dinsel özgürlük ikileminde vicdani ret kurumu incelenmiştir. İlk kez bir ulusal yasa koyucu önüne Amerika Birleşik Devletleri’nde gelen, daha sonra Avrupa kıtasında da yüz yıllık süreçte farklı biçimlerde kabul edilen vicdani ret hakkına/özgürlüğüne ulusal hukuktan evrimleşen bir uluslararası toplum ortak değeri gözüyle bakıldığında görülenler, bu makalenin içeriğini oluşturmaktadır. Ayrıca, kavrama etik ve epistemolojik bakışla yaklaşan çalışma sosyo-tarihsel gelişim sürecini incelemiştir. Son olarak 20. yüzyıla “Hakları Ciddiye Almak” eseriyle damga vuran Ronald Dworkin’in konuyu zorunlu askerlik ve sivil itaatsizlik çerçevesinde değerlendirmesine de atıf yapan çalışma ulusal değerlerin uluslararasılaşması süreci çerçevesinde bir sonuç değerlendirmesi yapmaktadır.

[TAM METİN]

Vicdani Ret ve Uluslararası Hukuk II: Sözleşmeyi Bayatyanla Okumak..
Erdem İlker MUTLU

ÖZET

Bu çalışmada uluslararası sözleşme hukukunun din özgürlüğü ile ilgili düzenlemesinin aktivist bir yorumla baskılanması üzerine bir tartışma yaratılmak istenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu Sözleşme’yi yorumlama şekli üzerine yapılan birçok çalışmada yapıldığı üzere pozitif hukukun genel kurallarına da atıf yapılacaktır. Sözleşmeyi doğal hukukun rönesansı çerçevesinde yorumlayan ve bireysel özgürlüğü her şeyin üzerinde gören yaklaşım uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde Bayatyan kararını yeniden okumak suretiyle tartışılacaktır.

[TAM METİN]

Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu Kapsamındaki Geri Gönderme Yasağının Uygulanma Koşullarının AİHM Kararları Çerçevesinde İrdelenmesi
Aslı BAYATA CANYAŞ

ÖZET

Geri gönderme yasağı, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 4. maddesinde temel bir ilke olarak düzenlenmiştir. Anılan hüküm uyarınca, “hiç kimsenin işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tâbi tutulacağı ya da ırkı, dini, tâbiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasî fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir yere gönderilemeyeceği” düzenlenmiştir. Ayrıca, 55. maddenin ilk fıkrasında (a) ve 63. maddenin ilk fıkrasında (a/b/c) da geri gönderme yasağı ilkesinin benimsenmiş olduğu görülmektedir. 4. ve 63. maddenin belli kısımlarında, geri gönderme yasağının uygulanabilmesi için örneğin, “insanlık dışı muameleye maruz kalınacak olma” gibi kesinlik içeren ifadelere yer verilmiş olduğu görülmektedir. Bu ifadeler, ilgilinin, geri gönderileceği ülkede örneğin, işkenceye tâbi tutulacağını ortaya koymasını gerektirebilecek şekilde yorumlanabilecektir. Bu da ağır bir ispat yükü anlamına gelmektedir. Geri gönderme yasağı AİHM kararlarında, AİHS’nin 3. maddesi kapsamında değerlendirilmektedir. AİHM, geri gönderme kararını verirken, gönderilecek ülkede istenmeyen muamelelerle karşılaşma konusunda basit bir olasılığın ötesindeki, “gerçek bir riskin” varlığını yeterli görmektedir. Bu durumda, YUKK’un “kesinlik içeren” ifadelerine dayalı olarak verilmiş olan bir geri gönderme kararı, AİHM önüne gelirse, mevzuat kaynaklı ihlâle hükmedilebilecektir. YUKK’un geri gönderme yasağına ilişkin kesinlik içeren ifadelerinin, gerçek bir riskin varlığını yeterli görecek şekilde değiştirilmesi, bu ihlâllere bir çözüm olabilecektir.

[TAM METİN]

Altyapının Kronikleşen Sorunu Taşeronluk Müessesesi Üzerine Bir İnceleme
Abdülsamet GÜLLER

ÖZET

Taşeronluk kurumu, gündemimizi son derece yoğun bir biçimde meşgul edişine, sebep ve sonuçları yönüyle sürekli olarak tartışılmasına rağmen, doğurageldiği problemlere uyar bir çözüme kavuşturulamamaktadır. Onu salt bir İş Hukuku müessesesi telakki ederek, bu yolda taşeronluk ilişkisini düzenleyen mevzuat derinlemesine analiz edilmekte ve münhasıran kapsamlı şerhlerin açıklamalarıyla yetinilmektedir. Buna karşılık, taşeronluğa beden veren ilinti, yeter derecede incelenen bir zemin değildir. Hukukun, onu doğuran ilişkiden koparılmayarak tetkik edilmesi, bizi daha elverişli sonuçlara götürecektir. Bu bakımdan, taşeronluğa dönük gerçekçi bir çalışma, bu kurumun oluşmasında rol icra eden neo-liberal politikaların ve onun bünyesinde durduğu sosyal ve ekonomik yapının analiz edilmesini gerektirir. Aksi durum, emeğin sorunlarını gün ışığına çıkarmakla birlikte, ona bir çözüm getirmekten uzak kalacak ve bu düzenek, durmaksızın maksimize edilen kârlılığa karşılık, durmaksızın minimize edilen sosyal haklara müncer olacaktır.

[TAM METİN]

Yardım Gerekçesiyle Yapılan Tek Taraflı Askeri Müdahalelerin Kabul Edilebilirliği: Devlet Uygulamaları ve Birleşmiş Milletler’in Tepkileri
Müge KINACIOĞLU

ÖZET

Bu makale, uluslararası hukukta ve politikada yüceltilen self-determinasyon hakkı ile uluslararası hukukun kuvvet kullanma yasağı ve iç işlerine karışmama ilkelerinin problemli çatışmasını inceleyip, analiz etmektedir. Makale, özellikle halkların dış self-determinasyon hakkı için mücadelesine yardım etme gerekçesiyle kuvvet kullanımını meşrulaştırma sorunsalını ele almakta, ve askeri müdahale için hukuki zemin olarak gösterildiği üç Soğuk Savaş dönemi vakasını ve bunlara Birleşmiş Milletler’in (BM) tepkilerini inceleyerek, dış self-determinasyonu desteklemek için yapılan tek taraflı askeri müdahalelerin kabul edilebilirliğini, analiz etmektedir. Bu makalenin temel argümanı, self-determinasyon hakkına verilen tartışmasız öneme rağmen, BM’in bu gerekçeyle yapılmış askeri müdahalelere tepkilerinin, devletlere bu gerekçeyle tek taraflı askeri müdahalede bulunma ve diğer bir devletin iç işlerine karışma hakkı tanımadığını ortaya koyduğudur.

[TAM METİN]

Roma Halkının İki Özgürlük Kalesi: “Provocatio ad populum” ve “Tribunus plebis”*
Eşref KÜÇÜK

ÖZET

Roma cumhuriyet döneminde, halkı oluşturan sınıflar olarak patricius ve pleb’ler arasındaki sosyal ve siyasal mücadele insan hakları tarihinde önemli bir yer tutar. Pleb sınıfının siyasal ve hukuksal mücadele araçlarından tribunus plebis’lik makamı ve provocatio ad populum kurumu özellikle önemlidir. Provocatio ad populum Roma vatandaşları için yargısal güvence sağlarken, tribunus plebis’ler sınıf haklarının korunmasına katkı sağlamışlardır. Ünlü tarihçi Titus Livius, bu kurumları Roma halkının “iki özgürlük kalesi” (duas arces libertatis) olarak adlandırmıştır.

[TAM METİN]