Cilt 2, Sayı 2, Yıl 2012

Derginin Tam Metni

İçindekiler

Makaleler

Yargıtay Kararları Işığında Zamanaşımı Def’inin Islah Yolu İle İleri Sürülüp Sürülemeyeceği Meselesi
Cenk AKİL

ÖZET

Islah usul hukukumuzda hâkim olan teksif ilkesi nedeniyle kabul edilmiştir. Islah yoluna başvurulması ile davanın tarafları yapmış oldukları usulî işlemdeki hata yahut eksikliği telafi etme imkânı bulmaktadırlar. Davalı cevap dilekçesini kaleme alırken zamanaşımı def’ini ileri sürmeyi unutmuş olabilir. Böyle bir durumda ıslah yoluna başvurarak zamanaşımı def’ini ileri sürüp süremeyeceği konusunda doktrinde çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Davalının hiç cevap dilekçesi vermemiş olması halinde de daha sonra ıslaha başvurmak suretiyle zamanaşımı def’inin ileri sürülüp sürülemeyeceği tartışmalıdır.

[TAM METİN]

Hukuka Aykırı Hayvan Deneyleri
Ezgi AYGÜN EŞİTLİ

ÖZET

Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi uyarınca; hayvanlar üzerine yapılan fiziksel ya da psikolojik acı çekmeye sebep olan deneyler hayvanların haklarının ihlalidir. Türk Hayvanları Koruma Kanunu’nun 9. maddesine göre; hayvanlar, bilimsel olmayan teşhis, tedavi ve deneylerde kullanılamazlar. Tıbbî ve bilimsel deneylerin uygulanması ve deneylerin hayvanları koruyacak şekilde yapılması ve deneylerde kullanılacak hayvanların uygun biçimde bakılması ve barındırılması esastır. Başkaca bir seçenek olmaması halinde, hayvanlar bilimsel çalışmalarda deney hayvanı olarak kullanılabilir. Hayvan deneyi yapan kurum ve kuruluşlarda bu deneylerin yapılmasına kendi bünyelerinde kurulmuş ve kurulacak etik kurullar yoluyla izin verilir. Çalışma, hayvan deneyini tanımlamakta ve sorunlu alanları tahlil etmektedir.

[TAM METİN]

Türkiye İçin Bir Eğitim Hukuku Teorisinin Gerekliliği
Bilge BİNGÖL

ÖZET

Çalışma Türkiye’de eğitim hukukuna ilişkin genel bir teorinin gerekliliğini tartışmaktadır. Eğitim hukuku yalnızca eğitime ilişkin yürürlükteki yasal metinlerin incelenmesi ve yorumlanmasını ifade etmez. Özellikle farklı kademelere ilişkin olsa dahi tüm eğitim alanına yönelik genel kavramların ilkesel düzeyde düzenlenmesi ve eğitim hukukuna ilişkin karmaşık sorunların kendine özgü ilkeler doğrultusunda ele alınması gerekmektedir. Eğitim hukuku disiplinler arası bir anlayışa sahiptir ve çoğu durumda teknik hukuki bakış açısı yeterli olmamaktadır.

[TAM METİN]

Üniversite Özerkliğinin Değişen Tanımı ve Üniversitelerin Yeniden Yapılandırılması
Bilge BİNGÖL

ÖZET

Üniversiteler her dönemde devletlerin en çok ilgilendiği kurumlardan olmuştur. Yalnızca ülkemizde değil, tüm dünyada yükseköğretime ilişkin gerçekleştirilen tüm reformlar önemli toplumsal olayların ya da dönüşümlerin ardından gerçekleştirilmektedir. Özellikle hükümetler değiştikçe, yeni gelen hükümetin öncelikli olarak reform gerçekleştirdiği alan da genel olarak eğitim, özelde yükseköğretim olmaktadır. Bir kurum olarak üniversite 21. yüzyıl ile birlikte artık anlam değiştirmekte ve yeni bir içeriğe kavuşmaktadır. Devlet ve toplum olgularının birbirinden ayrılması, üniversitelerin topluma hesap verebilir olmaları, belli kalite standartlarını sağlayamayan ve “toplum”a hizmet etmeyen üniversitenin meşruiyetini yitirmesi, üniversitelerin kurumsal geleceklerinin kısa dönemli hükümet politikalarına bağlı olması bir çok ülkede gözlemlenen durumlardır. Yazı, üniversitenin değişen yapısını, söz konusu yapının dayandığı bilgiye dayalı ekonomi olgusunu ve bu bağlamda yeniden tanımlanan üniversite özerkliğinin tıpkı hiper-gerçeklik teorisini doğrular nitelikte nasıl aslında onun anlamı ile bağdaşmayan bir içeriğe kavuştuğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır.

[TAM METİN]

Türk Hukukunda İlaç Patentine Genel Bakış
Burcu G. ÖZCAN BÜYÜKTANIR

ÖZET

İnsan sağlığı için özel bir önemi olan ilacın patent konusu olması uzun yıllar tartışılmıştır. Bir buluş niteliği taşıyan ilaç aynı zamanda birey için vazgeçilmez bir üründür. Bu vazgeçilmezlik ilacın değerini de belirlemektedir. Bugün Türk hukukunda ilaçlar patent korumasından yararlanmaktadırlar. Türk hukukunda ilaçların patente konu olmasının önünü Fikri Mülkiyet Haklarının Ticaretle Bağlantılı Yönlerine Dair Anlaşma ( TRIPS) açmıştır. 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnameye göre patent verilme koşullarını sağlayan ilaçlar patent konusu olmaktadır. Patentin sahibine verdiği tekel niteliğindeki hak da düşünüldüğünde, patent sahibinin hakları ile sağlık hakkı arasında bir denge kurulması zorunluluğu doğmaktadır.

[TAM METİN]

Roma Antikitesinde Sosyal – Politik – Ekonomik Değişimlerin Hukuksal Yapı Ve Kamu Düzeni Üzerindeki Etkileri
Şefik Taylan AKMAN

ÖZET

Roma hukuku, bir şehir devletinden bir dünya imparatorluğuna uzanan Roma devletinin egemenliği altında bulunan topraklarda uygulanan hukuksal sistemi ifade eder. Bununla birlikte Roma hukukunun etkisini sadece antik dönem ile sınırlayabilmek mümkün değildir. Roma hukukunun geçerliliği bütün bir Ortaçağ boyunca sürdüğü gibi, bilhassa modern hukuk sistemlerini de başta özel hukuk kurumları olmak üzere ciddi anlamda etkilediğini belirtmek gerekir. Mülkiyet hukukundan sözleşme hukukuna birçok hukuksal kategorinin Roma hukukundan beslendiği ayrıca dikkat çeker. Bu çalışmada Roma hukukunun gelişimi, sadece hukuka bağlı etkenler çerçevesinde değerlendirilmeyecektir. Tarihsel süreçte sosyolojik bir bakış açısıyla Roma devleti içinde gerçekleşen olaylarla bağlantı kurularak hukukun değişimi yorumlanmaya çalışılacaktır. Dolayısıyla Roma hukukunun incelenmesinde, Roma’nın politik tarihi, iktisadi gelişimi ve yaşanan toplumsal olayların etkileri de göz önüne alınacaktır. Bu bağlamda pleb’ler ile patricius’lar arasında yaşanan ekonomik ve politik mücadele ve sınıf savaşlarının sonuçları, şehir devletinden bir imparatorluk haline gelmesinin Roma’nın kamu düzeni üzerindeki etkileri ve Hıristiyanlığın ortaya çıkışının ardından Roma topraklarında yaşayan halklar arasında hızla taraftar kazanması gibi hususlar araştırılacaktır. Söz konusu olayların geleneksel Roma devlet yapısı içindeki sonuçları ile Roma hukukunda ne gibi dönüşümlere sebep olduğu ele alınacaktır.

[TAM METİN]

Yabancılaşma ve Hukuk
Şefik Taylan AKMAN

ÖZET

RHegel’den Marx’a uzanan bir çizgide yabancılaşma kavramı günümüz modern felsefe tartışmalarında önemli bir yere sahiptir. Yabancılaşma olgusu Hegel’de insanın doğaya ya da öznenin nesneye yabancılaşması biçiminde ortaya çıkmakta, Marx’daysa işçinin kendi emeğine yabancılaşması olarak görünür hale gelmektedir. Başka bir ifadeyle Marx için yabancılaşma olgusu insanların kapitalist üretim süreçleri içerisinde yaşadığı bir tür zorunluluğa tekabül etmektedir. Yabancılaşmaya ilişkin daha yeni çalışmalarda ise söz konusu olgu bir toplumsal sorun olarak nitelendirilmektedir. Kavram, hegemon iktidar yapılarının yarattığı suni gündemler ve mevcut ekonomik düzenin tüketim kalıplarının baskısı altında bireyin yalnızlaşmasını tanımlamak için kullanılmaktadır. Yabancılaşma süreçleri içerisinde hukukun rolü ise daha çok dolaylı bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Buna rağmen hukukun egemen iktidar yapılarının, üretim ilişkilerinin ve toplumsal ilişkilerin korunması özelinde son derece önemli olduğunu da belirtmek gerekir. Öncelikle hukuk, içerdiği yasal düzenlemeler aracılığıyla mevcut politik ve ekonomik sistemin devamlılığını güvence altına almakta ve yabancılaşmanın asıl kaynağının sürdürülebilirliğini sağlamaktadır. İkinci olarak hukuk, devletin ideolojik bir aygıtı gibi işlediğinden yarattığı hukuk bilinci aracılığıyla bizatihi yabancılaşmayı üretmektedir. Dolayısıyla hukuk hem var olan düzeni meşrulaştırarak onun yabancılaştırıcı etkinliğini gizlemekte hem de ideolojik niteliği itibariyle insanı kendisine ve içinde yaşadığı dünyaya karşı yabancılaştırmaktadır.

[TAM METİN]

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Hükümleri Çerçevesinde Rekabet Yasağı Sözleşmesi
Ş. Esra BASKAN

ÖZET

Rekabet yasağı sözleşmesi, işçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonra, belirli bir yer, zaman ve işin türüyle sınırlı olacak şekilde, işverenine rakip bir işletme açmayacağını veya rakip bir işletmede çalışmayacağını ya da böyle bir işletmeyle başka bir menfaat ilişkisi içinde bulunmayacağını taahhüt ettiği sözleşmedir. Rekabet yasağı sözleşmesi, iş ilişkisinde bir yandan işverenin haklı menfaatlerini koruması, diğer yandan işçinin çalışma özgürlüğüne zarar verme ihtimali yüksek olması nedeniyle özel bir öneme sahiptir. Bu nedenle her iki menfaat arasında adil bir denge kurulması adına, rekabet yasağı sözleşmesinin belirli sınırlamalara tabi tutulması gerekir. Çalışmamızdaki amacımız, 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu’nun rekabet yasağı sözleşmesine ilişkin hükümlerini, önceki kanundaki düzenlemelerle olan farklarını da dikkate alarak incelemektir.

[TAM METİN]

İçeriden Öğrenilen Bilgi Ve İçeriden Öğrenen Kavramlarının Ceza Hukuku Açısından İncelenmesi
Cem ŞENOL

ÖZET

İçeriden öğrenenin ticareti suçu, SerPK’nın 47/A-1 maddesinde düzenlenmiştir. Bu suçun temel iki öğesi içeriden öğrenilen bilgi ve içeriden öğrenen kişidir. Anılan unsurlar sırasıyla suçun maddi konusunu ve failini oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, söz konusu iki unsuru, ceza hukuku prensipleri çerçevesinde ele almaktır. Bu amaç doğrultusunda çalışma da öncelikle içeriden öğrenilen bilgi daha sonra da içeriden öğrenenler ve işlem yasakları üzerinde durulmuştur. İçeriden öğrenenler incelenirken ise özellikle birincil öğrenenler ve bunlara yönelik işlem yasakları üzerinde durulmuştur. Bu çerçevede çalışma karşılaştırmalı hukuk dikkate alınarak yapılmış, konuya ilişkin hem Kara Avrupası hem de Anglo - Amerikan hukukundaki durum hakkında bilgi verilmiştir. Yine çalışma sırasında yeri geldikçe ilgili unsurların anlam ve kapsamının değerlendirilmesinde ceza hukuku prensiplerinden de yararlanılmıştır.

[TAM METİN]

İfade Ve Basın Özgürlüğü Çerçevesinde Soruşturma Evresinde Yayın Yasakları Üzerine Bazı Tespit Ve Değerlendirmeler
Denizhan HOROZGİL

ÖZET

İfade özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün bir görünüm şekli olarak basın özgürlüğü ve bu özgürlüklerin sınırları, bir toplumun demokratik nitelikte olup olmadığını belirleyen en büyük faktörlerden birisidir. Bu çalışmada öncelikle ifade ve basın özgürlüğünün ne anlama geldiği, bu özgürlük kategorileri arasındaki ilişki, basın ve basın özgürlüğünün önemi, yasal düzenlemedeki yeri, sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği, bu sınırlardan birisi olan ve basın özgürlüğünün özünü etkileyen “yayın yasakları”nın özellikle ceza soruşturması evresinde kendisini nasıl gösterdiği konuları, uygulamadan örnek olay ve kararlar ile birlikte incelenmiştir. Bu çerçevede temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasında dikkat edilmesi gereken noktalar ile birlikte özellikle sınırlamanın “kanun” tarafından öngörülmüş olması gerektiği üzerinde durulmuştur. Daha sonra, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Yargıtay içtihatlarına değinilmiş, kanun koyucunun, mevzuatta boşluk bulunduğunu düşündüğümüz bazı temel konularda düzenleme yapması veya var olan bazı düzenlemeleri değiştirmesi veya mevcut ceza usul sistemine uyarlaması gerektiği düşünülmüştür.

[TAM METİN]

Çeviriler

Adalet İdesi
Rudolf STAMMLER (çev. Arş. Gör. Ali ACAR)

Hakemsiz Makaleler

Ceza Hukuku Düzeninde Devlet Sırrı
Zeki HAFIZOĞULLARI

Challenges in The Constitution Making Process: Problems of Participation and Protecting Diversity in The Interplay Between Rule of Law and Democracy
Gerhard ROBBERS